Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
çocuk işi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kolay veya önemsiz iş


çocuk kalmak
Anlamı:

1. büyümüş olmasına rağmen çocukça düşünceler taşıyıp çocuk gibi davranmak

Örnek:

1. Araya araya bu oyunu mu buldun? Ayol sen sahiden çocuk kalmışsın.

1. Araya araya bu oyunu mu buldun? Ayol sen sahiden çocuk kalmışsın.


çocuk lafı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çocukça söylenen basit söz


çocuk mahkemesi
Anlamı:

1. isim , isim , hukuk , hukuk , isim , isim , hukuk , hukuk , Çocukların yargılanmasıyla, gerekli tedbir ve cezaları hükmetmekle görevli ihtisas mahkemesi


çocuk mu avutuyorsun (veya kandırıyorsun)
Anlamı:

1. söylenenlere inanmadığını belirtmek için kullanılan bir söz


çocuk olmak
Anlamı:

1. çocuklaşmak


çocuk oyuncağı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çocukların oynayıp eğlenmesi için yapılmış oyuncak

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kolay iş

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Önem verilecek değerde olmayan şey

Örnek:

1. Onlar için telefon dinlemek çocuk oyuncağıydı.

1. Onlar için telefon dinlemek çocuk oyuncağıydı.


çocuk oyuncağı hâline getirmek
Anlamı:

1. yeteneksiz kimselerin karışmasıyla bir işi değerinden düşürmek


çocuk oyunu
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çocukların oynadığı oyun

Örnek:

1. Çocuk oyunlarının büyük çoğunluğu gibi heyecanı artırma zamanı geldi.

1. Çocuk oyunlarının büyük çoğunluğu gibi heyecanı artırma zamanı geldi.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Basit ve sıradan bir olay veya durum


çocuk peydahlamak
Anlamı:

1. evli olmayan kadın, gebe kalmak


çocuk ruhlu
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çocuklara benzeyen bir iç dünyası olan, çocuksu davranışları olan (kimse)


çocuk ruhluluk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çocuk ruhlu olma durumu


çocuk yapmak
Anlamı:

1. isteyerek çocuğu olmak


çocuk yazını
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çocuk edebiyatı


çocuk yetiştirmek
Anlamı:

1. çocuğu topluma yararlı bir duruma getirmek


çocuk yuvası
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Küçük çocukların sabah bırakılıp akşam alındıkları bakımevi, kreş

2. Yetiştirme yurdu


çocukça
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çocuğa yakışan, çocuk gibi

Örnek:

1. Bu, çocukça bir saplantı değildi.

1. Bu, çocukça bir saplantı değildi.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , (çocu'kça) Çocuğa yakışır bir biçimde


çocukcağız
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kendisine şefkat ve acıma duyulan çocuk


çocukçu
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Çocuk doktoru


çocukla çocuk, büyükle büyük olmak
Anlamı:

1. içinde bulunulan yere veya çevredeki insanlara uymak


çocuklama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çocuklamak işi


çocuklamak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Doğurmak, dünyaya getirmek


çocuklar!
Anlamı:

1. teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , `arkadaşlar!` anlamında kullanılan bir seslenme sözü


çocuklaşabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çocuklaşabilmek işi


çocuklaşabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çocuklaşma ihtimali bulunmak